25 Mart 2010 Perşembe

bir güvercin, iki yumurta




geçenlerde balkonumdaki dolabın üzerinde bir kuş yuvası buldum.içinde iki yumurta vardı. beni ve Dila yı bir heyecan aldı ki sormayın. her gün çıkıp bakıyorduk yumurtalar çatladı mı diye. tabii anne güvercin ilk başlarda bayağı bir kızmıştır verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı ama niyetimiz gayet halisti. sonra geçen gün baktık ki yumurtalar çatlamış. iki çirkin güvercin yavrumuz olmuş. o kadar çirkinler ki anlatamam. hiç tüy falan yok üzerlerinde.

şimdi hergün onlara bulgur pirinç falan koyuyoruz.souk girmesin diye yan taraflarını kapattık yuvanın.

ben ne anladım bu olaydan biliyor musunuz? RABBİM en acizlere en güzel rızkı veriyor. o aciz akılsız güvercin yavrularının başından bir an olsun ayrılmıyor. dört dönüyor yuvanın çevresinde.kim öğretti ki o güvercine yuva yapmayı. yavrularını ağzıyla beslemeyi, üşümesinler diye yuvasının kenarlarını yükseltmeyi. kim koydu o hayvanın içine o engin ve müthiş annelik duygusunu.sorunun cevabı çok basit. yeter ki Rabbim gözlerimize perde indirmesin.

20 Mart 2010 Cumartesi

başlıksız olsun bu da:(

neden yazamıyorum acaba artık eskisi gibi heyecan içinde.ilk nedeni fotoğraf makinamım bozulması sanırım.resim koyamayınca yamam gereksizmiş gibi geliyor bana. bir de sanırım baharın gelmeye çalışmasıyla birlikte rehavet çöktü üzerime. geçen hafta anneanneme yani sungurluya gittim. tüm teyzelerim ve bir kaç kuzenim ordaydı. güzel bir kaçamak oldu bize. insan belli bir yaştan sonra akrabalarının üzerine daha mı çok düşüyor acaba. akrabalık önemi daha mı iyi anlaşılmaya başlanıyor. belki de....

kızlar her geçen gün daha yorucu olmaya başlıyor. büyük kuzumun çanakkale gösterisi var hazırlıklar tam gaz devam ediyor.küçük balık her gün biraz daha hareketleniyor. çekyat tepelerinden inemiyoruz. fiziksel olarak çok yoruluyorum yani. Allah bu günlerimizi aratmasın. ne güzel uğraş bunlar değil mi?büyüdükleri zaman kimbilir nasıl özleyeceğim evdeki her hallerini. o yüzden tadını çıkarmaya çalışıyorum "anne" olmanın.Rabbim varlıklarıyla da yokluklarıyla da sınamasın.

elbetteki hergün yemekler pişiyor, konuklar ağırlanıyor sık sık amma tarif yazmak konusunda şu ara biraz isteksizim. umarım çabucak geçecektir.

her günümöüz bir öncekinden daha çok olsun her güzel konuda inşaallah.

16 Mart 2010 Salı

Hediyeeee

ya hediye almak ne kadar güzel bir duygu deil mi, helede hiç tanımadığın birinden.sevgili pembe tatlar ın düzenlediği hediye etkinliğinden olan hediyem geldi.çok ama çok güzel bir kek kalıbım (ki çok ta ihtiyacım vardı)ve bizim evde ki iki minik kuzuya birer tane düşen iki güzel biblo bizi ailedeki tüm kızları çok mutlu etti.o yüzden sevgili Melek e (www.meleginmarifetleri.blogspot.com) a bir sürü teşekkür yolluorum.öpüldünüz.

3 Mart 2010 Çarşamba

fıkracık

Bir sirketin genel müdürü olan adam ve karisi,otobanda arabalari ile yol alirken, benzinlerinin bitmek üzere oldugunu farkeder. Oto bandan çikar ve servis alanina girer.Servis alaninda sadece bir benzin pompalayici vardir. Pompaci benzin koyarken o da ayaklari açilsin diye yürümeye baslar. Arabaya geri döndügünde karisi ile pompacinin koyu bir sohbete daldiklarini görür. O gelince konusmayi birakirlar. Arabaya binince pompaci onlara el sallar ve karisina. ' Seni görmek güzeldi ' , der. Servis alanindan ayrilirlarken karısına adami taniyip tanimadigini sorar. Karisi tanidigini söyler. Ayni lisede okumuslar hatta bir yil da çikmislardir.
Adam,
'Sansliymissin ki karsina ben çikmisim ' der .
' Onunla evlenseydin,genel müdür degil de pompaci karisi olacaktin.'
' Sevgilim ' diye yanitlar karisi,
' Onunla evlenseydim, o genel müdür, sen pompaci olurdun.' !!!!!


ee neymiş o zaman.kadındır adamı vezir eder,kadındır adamı rezil eder:)