10 Ekim 2012 Çarşamba

ben yandım siz yanmayın:))

    bayramın 1. günü bizim tatilimiz bir başladı pir başladı...sabah buradaki kayınvalidemlerle bayramlaşıp öğleden sonra baba ocağına doğru yola çıktık...amma velakin yolculuğumuzun 1. saati içinde ben termostan aldığım 1 fincan sıcacık çayı bacağımdan aşağı dökünce işler sarpa sardı....aniden otobanda duramamamız, normal sıcaklıkta su bulamayıp,buz gibi suyu yanığa döküşümüz ve üzerimdeki eteği bacaklarımdan çekişimle   1. derece bir yanığı nasıl en kötü hale getirip 2. dereceye getireceğimizi öğrendik....e tabii hemen en yakın çıkıştan otobandan çıkıp  Gerede acil servise  gittik ama olan çoktan olmuştu..doktor dahi oaln yanığın 1 bardak çayla olabileceğine ihtimal vermedi..neyse güzel bir pansuman ve antibiyotikle yola devam ettik...evet biraz zor oldu ama araba Allah tan ki klimalıydıda  sıcağı pek hissetmedim.. ama yanığım o zamandan beri bana sürekli çektiriyor...en son doktor kontrolüm cuma..umarım bitmiştir...

     2 veya 3 günde bir hastanede pansuman yaptırdım.15 gün hiç su yüzü göstermedim...aslında gayet iyi baktım yanığıma ama tam iyileşmenin başlamasıyla beraber gelen kaşıntı beni bitirdi...çünkü enfeksiyon kaptım((yara yerim)) ve tekrar antibiyotik,kortizon vs ilaçlara döndük...yani  bu 2 ayda ömrümde kullanmadığım kadar antibiyotik kullandım::((ama şimdi daha iyiyim..enfeksiyonum geçti inşallah..

   benden tavsiye.....
1.yanık yeri sakın soğuk suyla yıkamayın..normal ılıklıkta bir su dökün.
2.yanan yer genişse sakın üzerindeki kıyafeti çıkarmaya çalışmayın en büyük hasarı o veriyor..
3.yanığın geçtiğini dahi düşüneniz  çok çok temiz bakın hatta o bölgeyi ellerinizi dezenfekte etmeden ellemeyin..
4.yaranızı daima Silverdin,Hametan,Bepantene tarzı merhemlerle yumuşak tutun.ama silverdini çok ta fazla kullanmayın çünkü içindeki gümüş oranı cilde fazla geldiği için çok feci ama çok feci kaşıntı yapıyor..sadece yanık yerde değil tüm vücutta..((parmak aralarımı kaşıyarak kanattığım geceler oldu))
5.mutlaka bir cilt doktoruna görünün..
6.yumurta beyazını yanan yere  hemen sürerseniz çok iyi geldiği söylniyor..((.ben yolda olduğum için deneyemedim ama aklımdaydı))
7.yumurtanın sarısıyla ilgili bir yöntem var.oda taze yanıkta iyi oluyor.yapılışını isteyen olursa mesaj atsın anlatırım..


ve en önemlisi benim gibi hafif sakarsanız.....sakın yolda sıcak bir şeyler içmeyin....


işteeee....tatilimin yanık kısmı özeti burda..diğer postumda da nerelere gittim,neler yedim,neler yaptım onu anlatacağım.....

şimdilik herkese iyi geceler

7 Ekim 2012 Pazar

merhaba

zaman geçiyor...hem de çok hızlı geçiyor..

eee peki nerelerdeyim ben...uzun ve zor bir tatilin ardından , hergün ''ha başladım ha başlayacağım bloga '' derken, ancak bugüne kısmet oldu yeniden merhaba demek...uzun zaman görmediğiniz eski bir arkadaşı görünce hem herşeyi birden anlatmak istersiniz hem de nerden başlayacağınızı bilemezsiniz ya aynen öyleyim işte...ne yazsam bilemiyorum ama yazacak çok şey var...bugünlük bir merhaba deyip kaçma planındayım...malum pazar bugün bizim evin en yoğun günü.

çamaşırlar halledilecek,okul kıyafetleri ütülenecek,haftalık bir kaç kap yemek hazırlanacak,ödevler tamamlanacak vs. vs..  yazarken bile yoruldum..

         ağzınızın tadı hiç bozulmasın.....

18 Ağustos 2012 Cumartesi

bayramınız mutllu geçsin

ramazan boyunca yazmama ,sadece okuma kararı almıştım...çok fazla vakit kaybetmek istemedim bilg başında...yapabileceğim kadar çok odaklanmak istedim çünkü Ramazan-ı şerif e....ve işte bitti..güle güle Ramazan..bakalım seneye kimler  buluşamayacak seninle...bir daha bu zavki yaşayabilecek miiyiz bakalım... başı rahmer, ortası mağfiret sonu da kurtuluş olmuştur inşallah cümlemize...Rabbim oruçlarınız,hatimlerinizi,namazlarınızı,sadakalrınızı gani gani kabul etsin inşaallah...şimdi sıra bunu kutlamakta...

HERKESE  ŞEKER TADINDA MUTLU BİR BAYRAM DİLERİM....

10 Mayıs 2012 Perşembe

blogger anneler

blog yazmaya başlayalı epey uzun bir süre oldu..ilk önceleri benim not defterimdi şekerli leblebi..yemek tariflerim,kızlarımın günlük hayatları,güne not düşülen herşeydi yanii.bir süre kapalı kapılar ardında yazdım kendi kendime..günlüğümdü benim..sonra bir kaç arkadaş blogu herkese açmamı böylece tarifleri kolayca alabileceklerini söyleyince başladı aslında şekerli leblebi...ve bir çok uzak mesafeli güzel arkadaşlıklar..ve bir gün nasıl oldu hatırlayamasam da BLOGGER ANNELER le tanıştım...sıcacık bir facebook grubu..sadece blog tanıtımı olmadı benim için bu grup...benim gibi bir çok anne daha varmış dedim evini bloga döken...bir çok yeni blog, bir çok blogger anne tanıdım...evet gemelde pek yorum yazmadan takip ederin blogları ama inanın bir çoğunuzu günlük ziyaret ederim..çünkü biliyorum ki hepimiz az çok aynıyız..kimi zaman ne yemek yapsam diye, kimi zaman çocuğumun bu dönemi tüm yaşıtlarında var mı diye, kimi zamanda ne okunur ne izlenir bileyim tavsiye alayım diye baktım...ama baktım. bakmadan duramadım  sıcacık blogger annelere...bu yazıyı okuyan herkesi de beklerim bir göz atmaya...


eee tabi böyle güzel şeyler kolay kolay çıkmıyor bilirsiniz..küçücük bir dantel ne emeklerle büyüyor,basit bir yemek ne emek istiyor...biz biliriz tabii biz anneyiz...emeksiz güzel iş ortaya çıkmaz...işte bu güzl oluşuma emek veren öyle bir blogger anne var ki, ne desek nasıl teşekkür etsek....fotoğrafik hatıralar-ülkü  bir çok zaman ayırıp,bir çok emek verip nakış nakış işliyor her iki blogu da..ellerine sağlık...

insanların birbirini anlaması  için yanyana olmak şart değildir...aynı duyguyu yaşayan bir çok anneyi sanal ortamda bir araya getirdiğin için sağol ülkücüm...

ve tüm blogger anne arkadaşlarım...hepinize sevgilerimi yolluyorum..iyi geceler...

5 Mayıs 2012 Cumartesi

tel kırma çantalar


benim annem  çok hamarattır..öyle böyle değil valla..10 parmağında 10 marifet..her sene değişik kurslara gider ..yapamayacağı şey yoktur. hırslıdır ,azimlidir..dikiş, nakış, sabun vs. derken bu sene de tel kırmaya merak sarmışşş
işte bunlar da canım anneciimin bana hediyeleri....çantalar harika..siyahı ayrı güzel, bordosu ayrı güzel..hamarat annem benim...neden benim genlerimin bu kısmı senden gelmemiş ki...ben annemim aksine bu tarz konularda vasatın çok altındayım :(( eee bir aileye bir hamarat yeter sanırım.


canım annem seni çok ama çok seviyorum....iyi ki varsın...







bir daha ki sefere anneciğimin diğer marifetlerini ekleyeceğim...tatlı geceler

3 Mayıs 2012 Perşembe

biraz da gülelim....

TÜRK KADINI
...
Uluslararasi ölçekte bir KADIN arastirmasi yapan sosyolog, dünyanin çesitli ü...lkelerinde kadinlara bir soru sormus:
"Kocanizi baska bir kadinla yakalarsaniz ne yaparsiniz?"

Soruya ülkelere göre verilen yanitlar ise söyle olmus:
Isveçli: Neyimi begenmedigini sorarim.
Rus: Evi terk ederim.
Fransiz: Sesimi çikarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.
Italyan: Kadini vururum.
Ispanyol: Kocami vururum.
Yunanli: Her ikisini de vururum.
Türk: Benim kocam ÖYLE SEY YAPMAZ!..




KAYNANA OLMAK SANATTIR
Genç bir çocuk heyecanla annesine gelir ve aşık olduğunu, evlenmek istedigini...... ve tanıştırmak istedigini söyler.
Ama sadece eglence olsun diye eve 3 kız getirecegini ve annesinin evleneceği kızı tahmin etmesini ister.
Ertesi gün 3 güzel kızla eve gelir.
Otururlar, bir süre sohbet ederler. Bir süre sonra çocuk heyecanla annesine sorar:
'- Tahmin ettin mi' diye.
Anne duraksamadan cevap verir:
'- Ortadaki kızılsaçlı.'
Oğlan hayretle annesine sorar: '- İnanılmaz, nasıl bildin?..'
Anne cevap verir:
'- Bir tek ondan hoşlanmadım...'



peki bunlardan ne sonuç çıkarıyoruz bakalım...
1...türk erkeği en sadık erkektir:))
2...gelin kaynana tersleşmesi tamamen genetiktir:))

    YÜZÜNÜZDEN GÜLÜCÜK HİÇ EKSİK OLMASIN

12 yaşında gelin....

http://www.haberturk.com/yasam/haber/739110-12-yasinda-gelin-oldu


ah zavallı çocuk...ne denir ki şimdi....hamuş oldum

29 Nisan 2012 Pazar

harikalar diyarı

 



Ankara'nın kışı çok güzeldir her zaman söylerim...ancak baharıda başka bir tatlıdır parklarıyla...her zevke hitap eden bir çok değişik park var açıkçası..2 haftada bir gidilse bile baharı parklarda atlatabiliriz...





bizim kuzuların en sevdiği park burası sanırım...masal adası harika...ardından zamanınız ve gücünüz kaldıysa lunapark tarafına gidebilirsiniz...biz genelde masal adasının sonunda yorgun düşüyoruz.lunapark ta başka bir parka artık:))





  ee tabiii oraya giderken sakın fotoğraf makinanızı unutmayın...zira bizim her sene aynı yerlerde fotoğraflarımız var..çocukların gelişimlerini  bu fotolardan bile inceleyebiliriz:))



büyük kuzum çok istedi ama guliverle fotoğraf çekinemedik bir türlü...hem bizim kuzu hem guliver aynı kareye sığamıyor maalesef..




minik balım kendi boyuna en yakın arkadaşı buldu sonunda...ve yakalayınca hiç bırakmadı...







büyük kuzu artık büyümüş bayağı...pozlar değişmeye başlıyor sanki:)))