27 Nisan 2009 Pazartesi

Üç Renkli Parfe


yaz günleri için çok hoş bir lezzet parfe.dondurma yerine daha sağlıklı ve lezzetli.

2 poşet krem şanti
2 su bardağı süt
3 yumurta
3 yeme kaşığı şeker
2 yemek kaşığı kakao
çilek(püre haline getirilmiş)
kırmızı gıda boyası

**krem şanti ve süt çırpılır. 15 dakika buzdolapta dinlendirilir.ayrı bir kapta yumurta ve şeker iyice çırpılır. şekerler iyice ezilene kadar çırpmaya devam edilir. bu karışım krem şantiye eklenir. biraz daha çırpılır.
**borcamın içine streç film serilir. kremayı üçe bölerek ilk parçası borcama döşenir. buzlupa konulur. 30 dakika buzlukta durmalı.
**kremanın ikinci parçası çilek püresi ve gıda boyası ile çırpılır. (gıda boyası kürdanın ucuyla 1 damla kullanılacak) ikinci parçada buzlukta donmuş olan borcamıma ikinci kat olarak döşenir.buzluğa kaldırılır.
**kremanın son parçasıda kakao ile çırpılır.çilekli parça donunca ( ki bu 30 dakika falan sürüyor.) kakaolu kremada en üste döşenir ve buzluğa geri gönderilir:)
**servisten önce en az 1 saat dinlensin buzlukta.çikolata sos ve ya meyvelerle servis edilebilir.

Şekerpare

1 paket yumuşak margarin
1/2 çay bardağı sıvıyağ
3 yemek kaşığı irmik
3 yemek kaşığı pudra şekeri
3 yumurta(birinin sarısı üzerine)
2 yemek kaşığı hindistan cevizi
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
un

Şerbeti: 4 su bardağı su
4 su bardağı şeker
1-2 damla limon suyu

kurabiye şeklimde şekerpare yapılır.ortasına isteğe bağlı olarak fındık konur. (fındık koyacaksanız fındıkları iyice bastırmak lazım.) kızgın fırına verilir.

** şerbet sıcak, hamur ılık olacak şerbetlerken.şerbetini pişirme zamanını ona göre ayarlarsınız.

13 Nisan 2009 Pazartesi

Şehriye salatası

tarif yosunbuka'dan.geçen gelen misafirlerime nasıl bir salata yapsam diye kıvranırken buldum tarifi ve hemen yaptım.çok başarılı bir salata oldu.gelenlerde beğenmiş:)

2 su bardağı yıldız şehriye
7-8 marul yaprağı
kırmızı lahana
1 büyük havuç
maydanoz
2-3 taze soğan
yağ,tuz,limon suyu ya da nar ekşisi

şehriyenin yarısını 2 kaşık yağda renk değiştirene kadar kavurun.bir tencereye kalan şehriyeyi ve 3 su bardağı kadar suyu ve kavurduğunuz şehriyeleri ekleyip haşlayın.şehriyeleri süzün.havucu rendeleyin.marulları,taze soğanı,maydanozu,domatesi doğrayın.şehriyeye bu karışımı ekleyip harmanlayın.limon,tuz zeytinyağı ekleyin.son olarak da kırmızı lahanayı ekleyin.üstünü kapatıp dolapta bir müddet bekletin.


Google

sabah çayımı içerek internette gezinmeyi ve haber okumayı çok seviyorum.dilam okulda,muharrem bey (nihayet) işte, mevam da uykuda:)
az önce çok komik bulduğum bir haber okudum.nasıl bir milletiz ya dedim kendi kendime. atatürkçü düşünce derneği google Türkiye'de yasaklansın diye başsavcılığa suç duyurusunda bulunmuş.çünkü Atatürk diye arama yapılınca hakaret içeren siteler çıkıyormuş.
söze ne hacet...güldüm geçtim...youtube ve google her yere girebilir ancak Türkiye vize ister, girmek öyle kolay değil...

GS-FB


Türk halkı olarak futbolu bir türlü bir oyun olarak göremedik. tam aksine namus mücadelesi gibidir biz de maçlar. özellikle de gs-fb derbileri. az önce televizyonda derbiden fotoğraflar gördüm ve utanç verici buldum kesinlikle.
Emre Aşık'ın neden kart gördüğünü anlayamadım. maçı tam olarak izlemedim ama kısa görüntüler bile yetti bana.
kavganın fitilini ateşleyen fenerli futbolcularında maç sonunda Ali Sami Yen de bu hep oluyor gibi komik demeçler vermesi de ayrı bir komedi.
işte böyle bir derbi daha bitti.gol yok, kavga var...

9 Nisan 2009 Perşembe

Bahar


nedendir acaba güzel,ılık, kuş cıvıltılarıyla dolu bir sabaha uyanmak kendini mutlu hissettirir insana.
baharın hiçbir mevsimde olamyan bir tadı var bence. yazın bunaltıcı sıcağı,kışın dondurucu soğuğu...ama bahar öyle mi? bahar mutluluk mevsimi sanki. ağaçların silkelenip canlanması, çiçeklerin açması, güneşin perdenin altından bakan sevgili gibi yüzünü göstermesi, kuş sesleri ve daha bir çok şey...
evimin karşısındaki binanın bahçesinde bir ağaç var, tam benim penceremden görünen. işte o ağaç çiçek açınca anlıyorum ki bahar geliyor. benim bahar müjdecim o. şu an dışarda çok güzel bir hava var. günlerdir durmadan şakır şakır yağan yağmurlar kesildi. yağmurlar bahar temizliğini yaptı, ve HOŞGELDİN BAHAR dedik mis gibi bahar kokusunu çekerek ciğerlerimize...


Pankek

Bizim evde en zor iştir benim için kahvaltıya ne yapacağıma karar vermek.bu konuda her öneri ve denemeye şiddetle açığım yani. kahvaltılık alternatifleri için blogları gzerken buldum pankek tarifini, maalesef hangi blogdu hatırlamıyorum. tadıda kıvamı da çok iyiydi.reçelle veya bal+kaymak ikilisiyle harika oldu.

1 yumurta
1 yemek kaşığı şeker
1 su bardağı süt
1 yemek kaşığı sıvıyağ
1 su bardağı un
1pk kabartma tozu
1 paket vanilya
yarım çay kaşığı tuz

malzemeleri karıştırıp krep yapar gibi pişiriliyor.afiyet olsun.

7 Nisan 2009 Salı

Beze


Terbiyeli çorbayı çok severim, ancak her defasında atılan yumurta beyazları için üzülürdüm. artık ona da çözüm buldum kalan yumurta beyazlarını beze yaparak değerlendiriyorum. evdekilerde atıştırmalık olarak seviyorlar. hele Dilam renkli olanlarına bayılıyor.

her yumurta beyazı için bir kahve fincanı şeker kullanıyorum.bir tutam da tuz atıyorum kesilmesin tadı diye.sonra mikserin en yüksek ayarında şekerler iyice eriyine kadar çırpıyorum. krema torbasıyla veya bir tatlı kaşığı yardımıyla yağlı kağıt serilmiş tepsiye yuvarlaklar koyuyorum.kızım sevdiği için bir kısmını sade bir kısmınıda renkli yapıyorum.renkli beze için, tepsiye koymadan önce kürdanın ucuyla azıcık bir gıda boyasını beze hamuruna katıp iyice karıştırıyorum.

yapımı çok kolay ama pişirmesi birazcık zahmetli.öncelikle beze az ısıda yavaş yavaş pişer.100 dereceye getiriyorum ben fırını.ilk 15 dakikasını fırının kapağını biraz açık bırakarak pişiriyorum.sonrasında fırının kapağını kapatıp pişirmeye devam ediyorum.kürdanla kontrol edildiğinde zaten anlaşılır pişip pişmediği.aman dikkat çünkü çok çabuk yanabiliyor.

bir küçük püf noktası daha.. eğer bezeleri çırptığınız kapta su veya yağ damlası varsa bezeleriniz asla kabarmaz.kabı iyice kurulamak lazım.

beze hem evdeki yumurta beyazını önlemiş olur, hem de atıştırmak için süper bir tatlı.kolay gelsin...afiyet olsun..

6 Nisan 2009 Pazartesi

Domates Güveci


herhalde mutfakla ilgili en zor şey kahvaltı için ne yapacağımı düşünmek. bizimkilerin öyle peynir zeytinden oluşan bir kahvaltı kültürleri yok. ille de birşeyler olacak. tabii her sabah bunu düşünmek epey yorucu ve sıkıcı. alternatif bir tarif domates güveci. sunumu şık. değişik.
incecik doğranmış yeşil biberleri sıvıyağda biraz kavuruyoruz.tavaya sucukları ekliyoruz ve azıcık kavuruyoruz.üzerine küp doğranmış domatesleri ekleyip tuzunu ve istenen baharatları koyup bir iki çeviriyoruz ocakta. sonra bu karışımı ufak sütlaç güveçlerine koyarak üzerine rende kaşar döküyor ve kaşar eriyene kadar fırına veriyoruz.

Afiyet olsun..

Kıymalı Baton

süper lezzetli bir tarif. tarifin sahibi Yetur.
teşekkürler Yeşim Abla

2 yumurta
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı sıvıyağ
1 paket kabartma tozu
tuz
un
iç harcı:bol soğan ile kavrulmuş kıyma.tuz karabiber ve ceviz ekliyoruz.

hamuru kulak memesi kıvamında yoğuruyoruz.
2 eşit bezeye ayırıyoruz.
her bezeyi merdane ile dikdörtgen açıyoruz.
orta kısmına iç harcı koyup iki kenarı ortada buluşturup katlıyoruz. kenarlarınada aynı işlemi uygulayıp yavaşça yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye ters çevirip koyuyoruz.
diğer bezeyide aynı şekilde açıp aynı işlemi uyguluyoruz. 2 tane büyük batonumuz oluyor.
üzerine yumurta sarısı sürüp bol susam ekip önceden ısıtılmış fırına verip kızarıncaya dek pişiriyoruz.
soğuyunca dilim dilim kesip servis yapıyoruz.

Şehriyeli mercimek Çorbası

yemeklik doğranmış soğanlar sıvıyağda rengi dönene kadar kavrulur.1 yemek kaşığı salça eklenir.1 su bardağı kadar kırmızı mercimek te ilave edilir. üzerine sıcak su dökülür ve mercimekler ezilene kadar kaynatılır. mercimekler ezilince ocaktan alınıp, blendırla iyice ezilir.içine 1 avuç kadar arpa şehriye atılıp tencerenin kapağı kapatılır.ocağın altını tekrar yakmaya gerek yok, şehriyeler çorbanın kendi ısısıyla şişiyor zaten.pratik ve çok leziz..

Arnavut Ciğeri

Ciğeri çok severim ama önemli püf noktaları olmadan yumuşacık kokusuz bir ciğeri evde pişirmek çok zor. forumdan süper bir tarif. pazar günü yaptım biz bayıldık lezzete.

yarım kg kuşbaşı doğranmış ciğeri gazete veya kağıt havlu üzerine serin ve üzerine 1 tatlı kaşığı sirke gezdirilir.derin bir kapta 1 avuç kadar un bir çay kaşığı karbonatla karıştırılır.ciğerler bu una bulanıp kızgın yağda en fazla 3 dakika kızartılır.ocaktan indirince de tuzu atılır.



Davutpaşa Köfte



  • 2 soğan, rendelenmiş veya robotta doğranmış
  • 750gr kıyma
  • tuz ve karabiber
  • 1,5 tatlı kaşığı tarçın
  • 100gr dolmalık fıstık
  • ayçiçek yağı
  • 1kg domates, soyulmuş
  • 2 tatlı kaşığı toz şeker
  • 2 diş sarımsak
  • Soğanları rendeleyip veya doğrayıp sularını süzdürün. Geniş bir kaseye soğanları, kıymayı, tuzu, karabiberi, tarçını ilave edip yoğurun
  • Harçtan ceviz büyüklüğünde parçalar alın. Elinizle yuvarlayıp ortasını açın ve boşluğa 2-3 dolmalık fıstık koyup kapatın.
  • Bir tabağa sıvı yağı koyun. Köfteleri yağda yuvarlayıp fırın kabına alın. Önceden ısıtılmış fırında 15-20 dakika pişirin.
  • Bu arada domatesleri soyun, robotta veya blendırda püre haline getirin. (ben rendeledim) Tuz, karabiber, şeker ve kullanıyorsanız sarımsağı ilave edin. Bu karışımı köftelerin üzerine dökün ve 35 dakika daha -bir defa köfteleri çevirerek- pişirin.

tarif portakal ağacından.ben yanında salata ve pilavla sunum yaptım ancak yemekten sonra farkettik ki makarna ile çok daha güzel olabilirmiş.eskiden arkadaşlarla hacettepenin orada gittiğimiz bir yer vardı. köfteli makarna yerdik orda.çok şirin bir öğrenci lokantasıydı.sanırım bu köfteleri makarnayla sunsaydım o lokantada ki tada ulaşacaktık.

yoğunum

Evet bir süredir yazamıyorum. bebiş son zamanlarda huzursuz sürekli, Muharrem evde ve bilgisayar genelde onun kullanımında:) ve tüm ev hanımlarının ortak fikrine göre evde erkek olunca evdeki iş bir şekilde hiç bitmiyor.

Meva hanımın uykusuzlukları meyvesini verdi ve sağ yan taraftan bir diş patlamaya başladı. Dila'nın her dişinde yaşadığımız heyecan bu sefer olmuyor. Dila'da ben anne olmayı öğrendim, her yeniliği beraber yaşadık ve öğrendik. ama o öğrenmenin verdiği acemilik herşeye yansıdı. şimdi heyecan azalmış da olsa tecrübeli anne olmak çok farklı. ilk ve ikinci çocuk arasındaki fark bu. ilki anneliği öğrenme heyecanı. bu ise anneliğin tadını çıkarma...

ben şu an anne olmanın tadını çıkarıyorum. ikisinden de her gün yeni birşeyler öğreniyorum. onları çok ama çok seviyorum.

iki hafta önce Dilamın ilk gösterisi vardı.kreşte Çanakkale şehitlerini anma programı yapıldı. beyaz gömleği, kırmızı (dönen) eteğiyle ve elindeki ponponlarla çok şirindi. ve çok büyük görünüyordu benim küçük bebeğim. sanırım o gece ben ondan daha heyecanlıydım. yaklaşık 2 yıl önce kolejin sahnesinde Gülbahçesinin bir programını izlemiş ve Dilamı da acaba bu sahnede izler miyim demiştim. ve.....izledim. harikaydı...küçük kızım büyümeye başlamış....

Mevam şu aralar yeni şeyler öğrenme telaşında. tüm gün ''baba'' ''abla'' ve ''gel gel'' ağzımızdan düşmüyor. ablası gibi Mevam da baba hastası. daha şimdiden babasını görünce bayılıyor ve babasının bakışlarından nazlanma şeklinde utanıp başını omzuma gömüyor. ellerini çırpmaya çalışıyor ancak henüz iki elini birbirine denk getiremiyor:)

günler geçiyor, sanırım yaşlanırıyoruz. ama o kadar güzel bir yaşlanma ki, sevdiğim herkes yanımda.

3 Nisan 2009 Cuma

Uykusuz







işte uykusuz bir gece. anne olmak zor. bugün gündüz de doğru dürüst hiç uyumayan küçük sıpa gece de ritmini bozmadı ve uyumuyor. deli gibi uykusu var ama bebişim uyuyamıyor. sanırım üst diş bayağı bir zor geliyor. evdeki herkese zorluk yansıyor tabii ki. büyümek zor ama büyütmek daha da zor:)
herşeye rağmen o kadar muhteşem bir duygu ki çocuk sahibi olmak, kelimelere dökebilmeme imkan yok. uykusuz ard arda geçen geceler, yorgunluk, ağlama sesinden harap olmuş sinirler, yatağa özlemle bakan gözler, vs..ama herşey sabah gelen küçücük bir gülücükle unutuluveriyor.yada çocuğun size sarılıvermesiyle. bazen hastayken (ki Dilam hep böyledir) sadece yanında sizi istemesi aslında kızılacak değil sevinilecek bir durum. o kadar seviyor ve güveniyor ki size demek ki o acı anında sadece siz ona iyi geliyorsunuz.
yaklaşık 2 sene evvel Dila'ya kzıdığım bir gün bir ablam bana demişti ki, ''kızın ağladığında bile mutlu ol, şükür et ki ağlayabiliyor, şükür et ki koşup yaramazlık yapabiliyor.'' ablanın otistik bir çocuğu vardı vardı ve o günden 6-7 ay sonra vefat etti.
Allah'ım sana şükürler olsun, en küçük zerresini bile hakedemeyecek kadar acizim aslında, ama bana öyle büyük iki ödül, iki emanet verdin ki hayatımı sevinçle, mutlulukla, huzurla dolduruyorlar. o kadar çok seviyorum ki onları, bu yazıyı yazarken dahi gözlerimden yaşlar damlıyor.Rabbim acılarını gösterme bana.

Muhsin Yazıcıoğlu

ne zamandır yazmak isteyipte yazamadığım belki de ne söyleyeceğimi bilemediğim bir olaydı Muhsin Yazıcıoğlu nun vefatı. hala ne yazacağımı bilemiorum. sadece dua edebiliyorum O'nun için. biliyorum ki Rabbimin rahmeti herşeyi kuşatmıştır, merhameti gazabını aşmıştır. Rahim ismiyle muamele eder inşaallah merhum Yazıcıoğlu'na. Allah rahmet eylesin.